TÜİK: Toplam ücretli istihdam 7 ayın en yüksek seviyesine çıktı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerini kapsayan ücretli çalışan sayısı Mayıs 2026'da bir önceki yılın aynı ayına kıyasla %0,5 artarak 15.970.105 kişiye yükseldi. Bu seviye, Ekim 2025'ten bu yana kaydedilen en yüksek aylık düzeye işaret ediyor.
Veriler sektörler arasındaki farklı yönlü seyri ortaya koyuyor. Yıllık bazda sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısı azalırken, inşaat ile ticaret-hizmet alanlarında istihdam artışı görüldü. Aylık bazda ise toplam ücretli çalışan sayısı %0,1 geriledi.
| Sektör | Yıllık Değişim | Aylık Değişim |
|---|---|---|
| Toplam (sanayi+inşaat+ticaret-hizmet) | %0,5 artış | %0,1 azalış |
| Sanayi | %3,2 azalış | %0,1 azalış |
| İnşaat | %1,2 artış | %1,2 azalış (aylık) |
| Ticaret-Hizmet | %2,3 artış | Değişim yok |
Alt sektörlere bakıldığında bazı hizmet alt kolları öne çıkıyor. Ulaştırma ve depolama faaliyetlerinde yıllık en yüksek artış kaydedilirken, gayrimenkul ve enerji dağıtımı gibi alanlarda da yükselişler görüldü. Buna karşın imalat sanayisi başta olmak üzere bazı üretim alanlarında çalışan sayısında gerileme oldu.
- Toplam ücretli çalışan: 15.970.105
- Yıllık toplam değişim: %0,5 artış
- Sanayide yıllık düşüş: %3,2
İstihdam verilerindeki bu ayrışma, ekonomik yapının dinamiklerine dair sinyaller veriyor. Sanayideki gerileme üretim tarafında daralma veya verimlilik esaslı dönüşümlere işaret edebilirken, inşaat ve hizmetlerdeki artışlar talep ve hizmetleşme eğilimlerinin süregeldiğini gösteriyor. Aylık bazdaki gerileme ise mevsimsel hareketler veya kısa dönemli talep dalgalanmalarıyla ilişkili olabilir.
Esnaf ve ücretli çalışanlar açısından bu tablo, sektörlere göre farklı iş imkânları ve risklerin devam ettiğini ortaya koyuyor. Sanayi merkezli istihdam azalması bölgelerde ve tedarik zincirlerinde baskı yaratabilir; öte yandan hizmet ve inşaat sektörlerindeki artışlar istihdam fırsatları sunuyor.
Veriler, ekonomik toparlanmanın sektörlere göre dengesiz ilerlediğini gösteriyor; karar alıcılar ve işletmeler için bu ayrışmayı dikkate alan politikalar ve uyum stratejileri önem taşıyor.