Türkiye merkezli şirket, Çin menşeli L4 yazılımını robotaksiye dönüştürecek
MİA Teknoloji’nin bağlı ortaklığı Tripy Mobility Teknoloji, Çin merkezli otonom sürüş geliştiricisi CalmCar ile stratejik iş birliğini resmen duyurdu. Anlaşma kapsamında CalmCar’in üzerinde çalıştığı L4 seviyesindeki otonom sürüş yazılımı, öncelikle SAIC Motor tarafından üretilen elektrikli MIFA 7 platformu üzerinde ticari kullanıma hazırlanacak.
Şirketlerin açıklamasına göre sistem altyapısında tercih edilen donanım sağlayıcıları arasında küresel yarı iletken ve AI çözüm geliştiricileri Nvidia ve Horizon Robotics yer alıyor. Ortaklığın operasyonel uygulama ayağında Türkiye, teknik uyarlama ve kapsamlı yerelleştirme çalışmalarıyla ön plana çıkacak.
Test ve mühendislik çalışmalarının kapsamı
CalmCar tarafından geliştirilen otonom platformun yurt dışında 100 bin saatten fazla gerçek yol testini tamamladığı, yazılım ve güvenlik optimizasyonu için ise toplamda 3,8 milyon saatten fazla mühendislik faaliyeti yürütüldüğü bildirildi. Bu veriler, sistemin sahada değerlendirildiğini ve yazılım doğrulama çalışmalarının büyük ölçekli yapıldığını işaret ediyor.
- Sensör füzyonu: Farklı algılayıcı verilerinin eş zamanlı değerlendirilmesi planlanıyor.
- Yüksek çözünürlüklü haritalama: Lokal trafik ve yol koşullarına uyum için haritalama teknikleri ön planda.
- Çok katmanlı güvenlik: Yapay zeka destekli karar mekanizmaları ile birlikte güvenlik mimarisi uygulanacak.
Tripy Mobility, sistemin Türkiye yol şartları ve yerel trafik dinamiklerine uygun hale getirilmesi için yol testlerinin detaylı planlanacağını; filo yönetim altyapısının kurulması, uzaktan kontrol ve operasyon sistemlerinin geliştirilmesi gibi adımların öncelikli olduğunu açıkladı.
| Kalem | Açıklama |
|---|---|
| Gerçek yol testi | 100.000+ saat (yurt dışında) |
| Mühendislik çalışmaları | 3,8 milyon+ saat |
Bu ortaklık, Türkiye merkezli bir aktörün uluslararası bir L4 çözümünü yerelleştirip ticari kullanıma hazır hale getirmeyi hedeflemesi açısından dikkat çekiyor. Başarı halinde proje, yerli operasyonel altyapı ve filo yönetimi deneyimi kazandırırken, regülasyon, güvenlik sertifikasyonu ve saha doğrulama süreçlerinin nasıl yürütüleceği sektör için belirleyici olacak.
Sonuç olarak, anlaşma teknik tedarikçi tercihleri, kapsanan test hacmi ve yerelleştirme taahhüdüyle sadece ürün entegrasyonunu değil, aynı zamanda Türkiye'de otonom mobilite operasyonlarının kurulmasına yönelik önemli bir adımı temsil ediyor.