Risk değerlendirmesi bazlı düzenleme uygulamaya konuldu
Tarım ve Çevre Bakanlığı, ürünlerin insan sağlığı, çevre ve kamu yararı üzerindeki potansiyel etkilerine göre yönetim önlemlerini farklılaştıran risk tabanlı yönetim yaklaşımını resmen uygulamaya aldı. Bakanlık, 30 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı 27/2026/TT-BNNMT sayılı Genelge ile 1 Temmuz 2026'den itibaren orta ve yüksek riskli ürün ve malların listesini belirledi.
Genelge, Ürün ve Mal Kalitesi Kanunu uygulamalarında önceki 'ürün grubu listesine dayalı' modelden, her ürün grubunun risk değerlendirmesine dayalı yönetim esasına geçişi işaret ediyor. Bu yaklaşımın hedefi, tüm mallara tek tip denetim uygulamak yerine, risk düzeyi yüksek ürünlerde daha sıkı kontrol; düşük riskli ürünlerde ise daha esnek denetim mekanizmaları işletmek olarak açıklandı.
- Yüksek riskli ürünler daha sıkı gözetim ve denetime tabi tutulacak.
- Orta riskli ürünlerde ise üretici/beyan esaslı uygunluk değerlendirmesi öngörülüyor.
- Amaç; idari yükü azaltmak, uyumluluk maliyetlerini düşürmek ve yeniliği teşvik etmek.
Genelgeye göre orta riskli grupta yer alan ürünlerde kuruluşlar ve bireyler, geçerli standartlara uygunluklarını kendi beyanları ile bildirebilecek; uygunluk değerlendirmesi üretici tarafından veya akredite belgelendirme kuruluşları aracılığıyla yapılabilecek. Bu düzenleme, üretim ve ticari faaliyetlerde kolaylık sağlayıcı bir mekanizma olarak sunuluyor.
| Risk Grubu | Yönetim Yöntemi |
|---|---|
| Orta riskli | Üretici beyanı veya akredite kuruluşlarla uygunluk değerlendirmesi |
| Yüksek riskli | Daha sıkı kontrol ve denetim mekanizmaları |
Yetkililer, risk tabanlı yönetimin idari prosedürleri artırmak değil, var olan yönetimi uygun şekilde hedeflemek için hazırlandığını vurguluyor. Bakanlığın gerekçelendirmesi, bu modelin devlet yönetiminde etkinliği artıracağı, işletmeler için gereksiz maliyetleri azaltacağı ve yenilikçi üretimi teşvik edeceği yönünde.
Uygulamanın pratik sonuçları ve denetim yoğunluğu, Genelge kapsamında belirlenen ürün listeleri ve risk değerlendirme kriterlerine bağlı olarak şekillenecek. Yönetmelik değişikliğinin hem tüketici güvenliği hem de çevresel koruma açısından etkileri; uygulanma biçimi, akreditasyon süreçleri ve denetim kapasitelerine göre izlenecek.